Çarşamba , 26 Temmuz 2017

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun

Sevgiyi biraz tarif etmeye çalışsaydık eğer ,inanmak,güvenmek, ait olmak diyebilirmiydik acaba  tüm   çoşkusuyla ruhumuzu kaplayan gönül eşlerimize.Ruhu kaplamak nedir peki ?Aynı anda hissetmek ya da aynı anda fikretmek olabilir miydi?Aslında  birazda  bilimsel olarak açıklamaya çalışsaydık sevgiyi;  bütün organlarımıza komut veren beyin hücrelerimizin bile devre dışı kaldığı ,adeta kalbimizin hakim olduğu bir his diyebilirdik belkide.Anlatılması ne kadar da zor öyle değil mi? Sanırım biz de  tarif edememiyeceğiz  her dilde  yazımı kolay ,anlatılması bir o kadar  zor olan  bu çok özel kelimeyi!Bu yüzden anlatmayı bırakıp ,belkide yaşayana sormalıydık sadece  bu yüce hissi…

sevgililer_gunuİşte bizlerde bu yüzden siz değerli okuyucularımıza,sevginin bu en özel gününde onu en iyi anlatabileceğimiz  dilde ,  bir başka açıdan ele alıp ,sevmenin,aşık olmanın vucudumuza ,sağlımıza bıraktığı  şifalı  etkileri  paylaşmak istedik.

Aşık olunca bakın bize neler oluyor?

Hangi hormonlar hayat enerjimizi yönetiyor?Duygularımız bizi nasıl da ele veriyor!Hadi gelin biraz da buna göz atalım..

Aşık olmanın insan bedeninde hem psikolojik hem de fizyolojik olarak yarattığı olumlu etkiler aslında  herkes tarafından bilinen bir gerçek.Hatta çoğu psikiyatrik hastaların gördükleri sevgi ve ilgi onların ve hatta tüm hastalıklarının seyrini olumlu yönde etkileyebilecek nitelikte.Çünkü sadece  bu esnada salgılanan hormonlar sayesinde kişi kendini daha mutlu hissediyor,almış olduğu bu özgüvenle daha olumlu ve pozitif düşünerek ,iş hayatında ve sosyal hayatında başarıyı kolayca elde edebiliyor.Bu yüzden kanser hastalarına ilaçtan önce verilmesi gereken sevgi ve  moral cümleleri belkide onların hastalıklarını daha erken  yenmelerine bile neden olabiliyor.Hatta kimi uzmanlara göre  aşık olduğumuz zaman beynimizden salgılanan endorfin hormonun yabancı madde kullanımından sonra madde bulamamanın beyinde yarattığı olumsuz etkiyle,sevdiği kişi tarafından terk edilen kişinin gösterdiği  ruhsal çöküntünün adeta  aynı parelellikte olduğu belirtiliyor.

Çünkü unutmayalım ki dopamin, serotonin ve noradrenalin hormanları adeta beyin hücrelerimizi besleyip duygularımızı bizim adımıza yönetiyor .Bu yüzden de sakladığımız ,belli edemediğimiz duygularda hemen  ön plana çıkıp , yüz kızarması,el titremesi ya da göz bebeklerimizde meydana gelen irileşmeyle ortaya çıkarak   bizleri adeta ele veriyor.Aslında duygularımızı içimize  atıp,paylaşamıyorsak   eğer   tam bir risk altında olduğumuzu da unutmamak gerekir.Çünkü baskılanan duygular zamanla en hassas organlarımız olan mide ,böbrek hastalıkları başta olmak üzre, stres hormonlarıyla beslenen kanser hücrelerinin önünü  açarak hastalıkların giderek artmasını sağlıyor.Tam tersini ele aldığımızda ise ,sevgi ait olduğu yerde olduğunda sürece    gözlerimizin içi gülüyor,yüzümüz güzelleşiyor,hayat enerjimiz daha da  artıyor.

Kısacası aslında sağlıklı olmanın yolu da önce sevmekten ve sevilmekten geçiyor.

Belkide altın  kural çok basit daha sağlıklı olmak için bir de aşık olmayı deneyin…

Kimbilir belki bir kişi bizim söyleyeceğimiz tek bir cümleyle hayata bağlanacak ,belki herşeye yeniden başlayacak. Peki o zaman neyi bekliyoruz hala!Buna hala vaktimiz varken hadi geç kalmayalım artık,hiçbir şeyi ertelemeden, saklamadan, mutlu olabilmemiz  için  tek bir cümle yetecektir belkide herşeye.Seviyorsanız eğer size bu en değerli duyguları yaşatan kişiye sevginizi haykırın sadece…

Sevgililer gününüz kutlu olsun.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*