Pazartesi , 19 Kasım 2018

Adını “BAHAR” koydum… Soyadını SEN Söyle GELİNCİK..

Baharın gelmesiyle her an her yerde karşımıza çıkan narin bir çiçeğin şifalı dünyasına konuk olmaya ne dersiniz?

Adını "BAHAR"  koydum... Soyadını SEN Söyle GELİNCİK..Değerli okuyucularımız; Baharın gelmesiyle kendini gösteren, yol kenarlarında,tarlalardaki o narin,bir okadar da alımlı  görünüşüyle herkesi kendisine hayran bıraktıran gelincik  çiçeğin geçmişten günümüze gelen büyüleyici hikayesi gibi  tıbbi etkileri de kendisine hayran bıraktıracak düzeydedir.Bizlere baharın gelmesiyle yüzünü gösteren ve  incecik bedenini kırmızı yapraklarıyla bütünleyen gelincik çiçeği birçok  efsaneye de  konu olmuş olan   aşkların,zaferlerin simgesi haline gelmiştir adeta .Adını kırılgan yapısıyla narin bir geline benzemesinden alan gelincik çiçeği rengini ise eskiden yörelerimizdeki gelinlerin kırmızı gelinlik giymesinden almıştır. Aslında bu isim ona o kadar yakışmıştır ki o  güzel,alımlı görünümüyle adeta bir kadını temsil etmiş ve yüzyıllardır bir çok benzetmeyle de bir çok şiirde adından sıkca  söz ettirmiştir.Hatta dinimizde bile  “Şüphesiz kadın erkeğin şakayığıdır. (gelincik çiçeğidir.) Hz.Muhammed(s.a.v) hadisi şerifinde  bile kadınlar gelinciğe benzetilmiştir.

Adını "BAHAR"  koydum... Soyadını SEN Söyle GELİNCİK..Duruşu heran kırılabilecek  gibi olan gelincik çiçeğinin,aslında o kadar güçlü bir yüreği vardır ki  kendisine  karşı gelen rüzgara karşı boynunu eğmez de ,incinmiş  bir tane yaprağının acısından tüm bedenini feda edecek kadar  sadık bir yapıya sahiptir adeta . Tarlasında  her ne kadar kendini güvendede  hissetse yalnız kaldığında yine  o alımlı duruşuyla  dikkat çekecek ve her an koparılma korkusu kaçınılmaz olacaktır aslında  onun için. Hiçbir kokusu olmadığı halde sadece duruşuyla bile  o kadar çeker ki insanoğlunu  kendisine,ona  dokunmamak  elde değildir belkide! Tarihde bile okadar yerini almıştır ki kimisi onu  toprağın verimli olacağını işaret  ederken ,kimisinde ise ölen askerlerin temsili olarak açtığına inanılan bir inanış  olmuştur belkide. Hatta kimi kaynaklarda  Anzac askerlerinin 1.Dünya Savaşı sırasında Geliboluyarımadasındaki başarısızlığa mahkum muharebelerinde, binlerce askerin  hemen ardından Gelibolunun  gelincik tarlasına döndüğü ifade edilmiş olup  o dönemlerde bile 1. dünya savaşının bile sembolü haline gelmiştir.

Aslında bu kadar alımlı,güzel ve dik duruşuyla gönlümüzü feteden gelincik çiçeğinin fitokimyasal yapısı incelendiğinde ise tıbbi etkileri bakımından da ne kadar değerli bir çiçek olduğu ortaya çıkmaktadır. Botanik özelliklerine bakıldığı zaman Papaveraceae familyasına ait olan gelincik çiçeği(Papaver rhoeas ) aslında hepimizin yakından tadığı haşhaşla(Papaver somniferum ) aynı aileye sahip olan bir çiçektir. Yani çok etkili ağrı kesici özelliği olan  morfinin elde edildiği haşhaş bitkiyle benzer özellikler göstermektedir. Dolayısıyla içerisindeki rhoeadic ve papaveric asitlerin yatıştırıcı özelliği de buradan gelmektedir. Hatta romalılar bu çiçekten hazırladıkları taçları uykusuzluk problemi çekenlere giydirip,hazırladıkları özel şuruplarını ise,sakinleştirici,öksürük giderici özelliklerinden dolayı yüzyıllardır kullanmaya devam etmişlerdir. Farmasötik Botanik kitabında ise Syn Turan Baytop bitkinin petallerindeki Flos Rhoeas T.K. adı altında göğüs yumuşatıcı ve şuruplara renk verici olarak kullanıldığını doğrulamış olup tedavi edici etkisi de bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca son yapılan bilimsel araştırmalarda kırmızı yapraklarının  cyanidin-B  (siyanidin-B) ve pelargonidin-C bulunduğu ve içerdiği bu maddelerin antioksidan özelliğe sahip polifenolllerden olan flavonoid grubuna dahil olduğu ortaya çıkmıştır.

Adını "BAHAR"  koydum... Soyadını SEN Söyle GELİNCİK..Değerli okuyucularımız; Bu bilgilere dayanarak yapraklarından hazırlayacağınız gelincik şerbetiyle hem sağlınızı koruyabilir aynı zamanda kurutulmuş çiçeklerinden hazırlacağınız çayını da  günde 1 kez içtiğiniz taktirde soğuk algınlığının ,düzensiz uykunun önüne geçebilirsiniz. Hatta  hazırlanan bu çayın bir kısmını ayırıp  içerisine katacağınız 1 damla blue anemol yağı, 1 damla üzüm çekirdeği yağı sayesinde kendinize  hazırlayacağınız bir gelincik toniği ile  dudak ve göz çevresi kırışıklarından da  kurtulabilirsiniz.

Kısacık ömrüyle yarattığı mucize etkisini şerbetinde ölümsüzleştiren ve asitli içeçekleri tahtından edecek enfes tadıyla  damakları da feteden gelincik şerbetinin formülünü gelecek olursak;

Malzemeler:

500 gram gelincik çiçeği yaprağı
1 kilo toz şekeri
25 gram limon tuzu
1 limon
1/4 litre su

Yapılışı:

Gelincik çiçeğinin kırmızı yaprakları koparıldıktan sonra dip taraflarındaki siyah bölümlerini makasla kesilip  hazırlanan yarım kilo gelincik çiçeği yaprağını temiz bir süzgeçte bol suyla yıkanıp  üzerindeki toz ve  ilâçlarlardan  arındırılması sağlanır. Sonra bir kavanoza koyup üzerine 1/4 litre suyla limon tuzunu katıldıktan  sonra sıkılmış bir limonun suyu dökülüp  kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Kokusunu ve rengini suya vermesi için kavanozu bir kenara koyup bir hafta bekletilmesi gerekir (Güneşe konursa üç gün beklemesi yeterlidir). Gelincik çiçeği yaprakları renklerini verip solgunlaşınca  kavanozdan çıkartılıp atılabilir. Sonrasında elde edilen  kırmızı ve ekşimtırak suya bir ölçüye iki ölçü hesabıyla şeker katılır.(Yani 1/4 litre suya 1/2 kilo şeker katıp erimeye bırakmalı, geriye kalan yarım kilo şekeri de 1/4 litre suda eritmeli. )Sonrasında elde edilen su gelincikli şerbetle iyice karıştırılır ve  tülbentli bir huniyle süzdürüldükten sonra  1 litrelik bir şişeye konulur. Hava almayacak biçimde ağzı sıkıca örtülüp şurubu serin bir yerde muhafaza edilmesi gerekir.  İkram edilirken de içine buz koyulması tavsiye edilir.

Sağlıklı ve Huzur dolu günler dilerim…

HERBALİST ÖZLEM ALTINÖZ

Mirage

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*